Taşımacılıkta Elektriğe Geçiş

Daha iyi bir gelecek için hayatımıza katılan teknolojilerin başında elektrikli araçlar geliyor. Çevrimiçi ticaretteki artış, üreticiden müşterilere mal sevkiyatındaki ana aktör olan taşımacılıkta elektriğe geçiş talebini de artırıyor. Çevresel faktörler nedeniyle belirlenen küresel emisyon standartlarının dizel motorlar ile karşılanması günden güne güçleşiyor. Taşımacılıkta düşük ve sıfır emisyonlu araçlara geçiş için toplumsal baskı da oluşmuş durumda. Başta hava kalitesi olmak üzere çevreye birçok etkisi olan taşımacılıkta elektriğe geçiş sürecini birlikte inceleyelim.

Yeni̇ Elektri̇kli̇ Araç Çözümleri̇

Tesla, Nikola, Volvo, Daimler ve Navistar gibi büyük üreticilerin geleceğin araçları için çoktan çalışmaya başladıklarını görüyoruz. Özellikle hafif, orta ve ağır ticari araçları olmak üzere farklı başlıklarda ihtiyaçlara özel çözümler sunmaktalar. Elektriğe geçiş sürecinin öncelikle şehir içi kullanımı yoğun olan grupta yani hafif ve orta ticari araçlarda gerçekleştiği söyleyebiliriz. Ağır ticari grubunda ise uzun menzil beklentisi mevcut. Buna yönelik ‘fuelcell’ (yakıt hücresi) gibi farklı elektrikli araç tipleri kavramsal seviyede tanıtılıyor. Üretim takvimleri belirlenen araçların, büyük lojistik firmalarından şimdiden sipariş aldığı basında yer alıyor.

Pi̇l Mali̇yetleri̇nde Düşüş

Günden güne artan elektrikli araçlara bağlı olarak sektörde pil talebi de oluşuyor. Dolayısı ile gereken hammadde tüketimi, ele alınması gereken noktalardan birisi. Pil üretiminde kullanılan maden ve kimyasalların fiyatlarında düşüş trendi söz konusu. Düşen maliyetlerin bu sürece destek olacağını gösteriyor. Böylece kısa vadede geleneksel motorlu araçlara göre yatırım ve sarf maliyetlerinin benzer olacağı öngörüsü mevcut. Uzun vadede ise daha ucuz olması yine öngörüler arasında.

Şarj altyapısı

Şarj Altyapısı İhti̇yacı

Yıkıcı bir değişim olan elektriğe geçiş sürecindeki zorluklardan birisi de henüz yaygın olmayan şarj altyapısı. Artan elektrikli araç satışları ile birlikte kullanıcıların beklentisi de şarj istasyonlarının sayısının artması yönünde. Bu bağlamda 2040 yılı itibariyle 290 milyon şarj noktasına ihtiyaç olacak. Bunun da yaklaşık 500 milyar dolarlık yatırım gerektireceği tahmin ediliyor. Hem özel sektör hem de devletlerin bu alanda var olması gerekecektir.

Pandemi̇ Darbesi̇

Ne yazık ki hala içinde olduğumuz küresel Covid-19 salgını nedeniyle araç satışlarında büyük düşüş söz konusu oldu. İçten yanmalı araçlarda bu oran %23’lerde iken elektrikli araçlarda %17 dolaylarında gerçekleşti. Bu nedenle elektriğe geçiş sürecinde artan trend eğrisinin aksadığını söylemek doğru olur. Buna rağmen geleneksel araçlara göre daha az etkilenmesine ise kesinlikle umut verici diyebiliriz.

2040

Yukarıda sıraladığımız olumlu etkenlere rağmen, elektriğe geçişte en zor segment ağır ticari araç grubu olacak. Şehir içi kısa mesafe kullanımda yaygın olan hafif ve orta ticari araçlar pazarın odağında. BloombergNEF araştırma şirketinin yıllık satış hacminin 2040 yılında dahi %19 ile sınırlı kalması öngörüsü bundan kaynaklanıyor. Filolardaki elektrikli araç oranı ise %10’nun biraz üzerinde konumlanacak. Dolayısı ile lojistik filolarında elektrikli araç dönüşümü zaman alacak. Yeni hibrid teknolojiler entegre olsa dahi dizel yakıtlı ağır ticari araçlar bir süre daha yollarda bizimle olmaya devam edecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir